Güzel özetlenmiş bir yazı. Genelde düzeltilmesi gereken bir problem olduğunda kendime şu soruları soruyorum. "Onlar yaptıkları işi ciddiye almıyorsa ben neden onların işini ciddiye alıp çözmeye çalışıyorum" ve "Bu yapacağım iş için gerçekten yeterli destek alabilecek miyim".
Bu kişisel bir tercih tabii ki, ama bir şeyi sahiplenmek, o konuda herkes ciddiyetsizken bile duruş göstermek anlamına geliyor. Destek olmayacağını bile bile bazı işleri yapmak yorucu ama bazen de tam orada kariyerimiz için fark yaratıyoruz.
Yine de haklısın. Sahiplenmek, stratejik de olmalı. Her şeyi üstlenmek değil, ne zaman gerçekten elini taşın altına koyacağını bilmek esas mesele.
Çok güzel bir yazı. Korsanlık bana göre 😀 ne yazık ki işini sahiplenenler diğerileri tarafından - founder veya ekip yöneticisi dahi kurumsal veya startup olsun- pek sevilmiyor. Ekip arkadaşları da işini sahiplenen kişiyi sevmiyor çünkü onların tembel görünmesine sebep oluyor.
Korsanlık bize göreyse, belki de o geminin kaptanı olma zamanı gelmiştir 😄
Dediğin noktaya çok katılıyorum. Sahiplenen insanlar, sistemin içinde çoğu zaman rahatsız edici bulunuyor. Çünkü hareket ediyorlar. Ve hareket eden biri, yerinde duranları görünür kılıyor.
Ama işin sırrı şu: Bu sahiplenmeyi sadece iş yapma biçimi değil, kültür taşıyıcılığı olarak gören insanlar bir araya geldiğinde, işler değişiyor.
Yani bence mesele yalnız korsan olmak değil, bir de mürettebat kurmak.
Belki herkesin hoşuna gitmeyebilir, ama gerçek değişim hiçbir zaman konfor alanında başlamıyor.
bu cümle günümü aydınlattı, zihnimde şimşekler çaktı "Korsanlık bize göreyse, belki de o geminin kaptanı olma zamanı gelmiştir 😄" kendim için bir sonraki adım mindset olarak şuna hazırlanmak "mesele yalnız korsan olmak değil, bir de mürettebat kurmak." orası mı burası mı derken şunun da sancılarını çekiyorum bu ara "gerçek değişim hiçbir zaman konfor alanında başlamıyor." Şimdi gidip salonun duvarlarına yazacağım yazı: Konfor Alanından Çık, Bir Korsan Olarak Kaptanlık Moduna Geç, Mürettebatını Kur ;)
Güzel özetlenmiş bir yazı. Genelde düzeltilmesi gereken bir problem olduğunda kendime şu soruları soruyorum. "Onlar yaptıkları işi ciddiye almıyorsa ben neden onların işini ciddiye alıp çözmeye çalışıyorum" ve "Bu yapacağım iş için gerçekten yeterli destek alabilecek miyim".
Bu kişisel bir tercih tabii ki, ama bir şeyi sahiplenmek, o konuda herkes ciddiyetsizken bile duruş göstermek anlamına geliyor. Destek olmayacağını bile bile bazı işleri yapmak yorucu ama bazen de tam orada kariyerimiz için fark yaratıyoruz.
Yine de haklısın. Sahiplenmek, stratejik de olmalı. Her şeyi üstlenmek değil, ne zaman gerçekten elini taşın altına koyacağını bilmek esas mesele.
Çok güzel bir yazı. Korsanlık bana göre 😀 ne yazık ki işini sahiplenenler diğerileri tarafından - founder veya ekip yöneticisi dahi kurumsal veya startup olsun- pek sevilmiyor. Ekip arkadaşları da işini sahiplenen kişiyi sevmiyor çünkü onların tembel görünmesine sebep oluyor.
Korsanlık bize göreyse, belki de o geminin kaptanı olma zamanı gelmiştir 😄
Dediğin noktaya çok katılıyorum. Sahiplenen insanlar, sistemin içinde çoğu zaman rahatsız edici bulunuyor. Çünkü hareket ediyorlar. Ve hareket eden biri, yerinde duranları görünür kılıyor.
Ama işin sırrı şu: Bu sahiplenmeyi sadece iş yapma biçimi değil, kültür taşıyıcılığı olarak gören insanlar bir araya geldiğinde, işler değişiyor.
Yani bence mesele yalnız korsan olmak değil, bir de mürettebat kurmak.
Belki herkesin hoşuna gitmeyebilir, ama gerçek değişim hiçbir zaman konfor alanında başlamıyor.
bu cümle günümü aydınlattı, zihnimde şimşekler çaktı "Korsanlık bize göreyse, belki de o geminin kaptanı olma zamanı gelmiştir 😄" kendim için bir sonraki adım mindset olarak şuna hazırlanmak "mesele yalnız korsan olmak değil, bir de mürettebat kurmak." orası mı burası mı derken şunun da sancılarını çekiyorum bu ara "gerçek değişim hiçbir zaman konfor alanında başlamıyor." Şimdi gidip salonun duvarlarına yazacağım yazı: Konfor Alanından Çık, Bir Korsan Olarak Kaptanlık Moduna Geç, Mürettebatını Kur ;)